Ders Notları Sitesi

Kadın Girişimciliğin Sorunları ve Çözüm Önerileri

Kadın girişimciliğin Türkiye’deki sorunları ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerine ilişkin görüşlerimizi aşağıdaki kısaca özetlemeye çalışacağız;

Kadınları girişimci olmak konusunda güdüleyen unsurlar nelerdir?

Kadınlara onları kendi işlerini kurmak, girişimci olmak konusunda güdüleyen hususların neler olduğu sorulduğunda şu cevaplar alınmıştır:

♦♦♦ Kendi kendimin patronu olmak için,

♦♦♦ Kocam işten çıkarılmıştı -veya ölmüştü- ailemi ayakta tutabilmek için,

♦♦♦ Zamanımı kontrol altına alıp iyi bildiğim işi yapmak için,

Bu cevaplar itici ve çekici faktörler olarak ikiye ayırabiliriz. İtici faktörler kadınları iş kurmaya mecbur eden sebeplerdir. Örneğin; kocanın ölmesi, boşanma gibi olaylar bu grup içinde yer alır. Konuya duyulan ilgi ve istek, mücadele ruhu gibi faktörler ise çekici faktörlerdir.

Kadınların genel olarak işgücü piyasasına katılmama nedenlerinden bazılarını ise şöyle sıralayabiliriz:

♦♦♦ Toplumda halen devam eden geleneksel değer yargıları sonucu kadının ev dışında çalışmasına olumlu bakılmaması,

♦♦♦ İşverenin eleman seçiminde erkeklere öncelik vermesi ve kadınları verimsiz görmesi,

♦♦♦ Kadınların iş yaşamı ile aile yaşamını dengede tutabilecek destek hizmetlerinin eksik olması,

♦♦♦ Aile reisi olan erkeğin öncelikle iş sahibi olmasının gerektiği düşüncesinin hala geçerliliğini koruması.

Görüldüğü gibi toplumsal ortamın müsaade etmediği bir durumda girişimcilik niteliklerinin gün ışığına çıkarılabilmesi hiç de kolay değildir. Kadınlarımızdaki girişimcilik özellikleri sosyal ve kültürel bir takım nedenlerle çocukluktan itibaren köreltilmekte ve dolayısıyla ortaya çıkmadan yok edilmektedir. Oysa kadın girişimciliğin gerek alternatif bir istihdam biçimi olarak, gerekse nüfusumuzu % 50’sini oluşturan kesimin ekonomik hayata katılımının sağlanması suretiyle ülkenin kalkınma ve gelişme sürecinin hızlandırılması bakımından engellenmesi değil; ciddi bir şekilde özendirilmesi ve desteklenmesi gerekmektedir.

Kadın girişimciliğin özendirilmesi ve desteklenmesi için öncelikle ne yapılması gerekir?

Bu konuda yapılması gereken ilk iş toplumun eğitilmesidir. Bunun için de öncelikle güncel ve geçerli değer yargıları oluşturulmaya çalışılmalıdır. Erkeklerdeki “Ben karısını çalıştıracak adam değilim” düşüncesinin önüne geçilmeli; erkekler eşlerini ve kızlarını çalışmaya teşvik eder hale getirilmelidir.

Toplumun eğitilmesinde kullanılacak en önemli araç kitle iletişim araçlarıdır. Örneğin; kadınları girişimciliğe özendirecek, cesaretlendirecek ve toplumdaki ön yargıları ortadan kaldıracak mesajlar veren ve kadın girişimcilerin tanıtıldığı televizyon programları hazırlanabilir.

Kadın girişimcilerin karşılaştıkları en önemli sorunlardan birisi de çocuk meselesidir. Özellikle okul öncesi çocuklar için kreş ve benzeri yerlerin yetersiz oluşu kadınların iş hayatı ile aile hayatı arasında denge kurmalarını zorlaştırmaktadır. Bu açıdan gereken en önemli iş, çocukların teslim edilebileceği bir takım kuruluşların hayata geçirilmesidir. Bu kuruluşları sadece devletten beklemek meseleyi çözmek için yeterli değildir. İlk aşama olarak yakın komşulardan evde oturan birinin çocuklara bakması ve daha sonra bu işi büyüterek bu konuda iş hayatına atılması mümkündür. Böylece nüfusumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan orta sınıftaki hatta gecekonduda yaşayan daha alt seviyedeki kadınlarımızın en iyi bildikleri işi yaparak girişimciliğe soyunmaları da sağlanabilir.

Bunların dışında çalışma hayatında kadının kendisi dışındaki nedenlerden kaynaklanan bazı sorunlar da mevcuttur. Ülkemizde meslekler hala kadınlar için, erkekler için diye sınıflandırılmakta; bu çerçevede kadınlar için hastabakıcılık, hemşirelik, sekreterlik gibi meslek dalları uygun görülmektedir. Ülkemizde kadınlar tüm bu engelleri aşşalar da; üç ana başlık altında toplayabileceğimiz sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bunlar; eğitim, sermaye ve örgütlenmedir. Aşağıda bu üç konu kısaca ele alınmaktadır;

Eğitim

Kadının iş hayatına atılmasına engel olan çağdışı değer yargılarının değiştirilmesi için toplumun eğitilmesinin ne kadar önemli olduğuna yukarıda değinmiştik. Burada üzerinde durmak istediğimiz konu ise kadınlan girişimciliğe teşvik edecek bilgi ve becerileri kazandıracak olan genel ve mesleki eğitimdir.

Kadınların eğitim düzeyleri yükseldikçe iş piyasasına katılma oranları artmaktadır. Dolayısıyla ilk önce kadınlarımıza erkeklerle eşit şartlarda temel eğitim alma imkânı tanınmalıdır. Kadınların geleneksel sayılan meslek alanlarının dışında da faaliyette bulunabilmelerini sağlayacak bir mesleki eğitim verilmelidir. Eğitim konusunda önemle üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da; kadını kendi ayakları üzerinde durabileceğine inandıracak yani kendine olan güvenini artıracak; bağımsızlık, inisiyatif kullanma gibi niteliklerini ortaya çıkaracak programların uygulamaya sokulmasıdır.

Eğitim sadece kadın girişimcilerin sahaya çıkmasını sağlama aşamasıyla kalmamalıdır. Kendi hesabına çalışan pek çok kadının aldıkları eğitim, sahip olduğu bilgi ve beceri piyasa şartlarına uyum sağlamada yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla bu ve benzeri konulardaki eksiklikleri gidermek amacıyla işletmecilik alanında verilecek kurslar çok yararlı olabilecektir.

Sermaye

ikinci konu olan sermaye sorununa gelince; girişimcilerin karşılaştıkları sorunların en önemlilerinden birinin de sermaye yetersizliği olduğunu biliyoruz. Sermaye yetersizliği; girişimcilik niteliğine sahip kişilerin sahaya çıkmalarına engel olmakta ve bu engeli aşarak kendi işlerini kurabilmiş kişiler için de sınırlayıcı bir faktör olmaktadır. Devletten iş istemeyen; istihdam sorununa kendi çözümlerini üreten, vergi ödeyen girişimci kadınların en büyük sorunlarından biri olan sermaye temini konusunda desteklenmeleri gerekmektedir.

Sermaye temini sorunu neyi ifade etmektedir?

Sermaye temini dendiğinde de ilk aklımıza gelen kredi alabilmektir. Türkiye’de kredi veren bankaların hangi koşullar altında kredi verdiklerine ilişkin kesin bir bilgi mevcut değildir. Ancak Dünya Bankasının yaptırmış olduğu üç özel (iş Bankası, Sanayi Kalkınma Bankası ve Sanayi Yatırım Kredi Bankası) ve üç devlet (Ziraat-Halk-Vakıflar Bankası) bankasını kapsayan bir araştırmaya göre kadınların kredi alışları son derece sınırlıdır ve kadınlar borç para alanların çok küçük bir oranını oluşturmaktadırlar (Ziraat B. % 3; Vakıflar B. % 3; Halk Bankası % 4).

Kadın girişimci kredisinden yararlanmak isteyenlerin, herhangi bir işte çalışmaması, işini evinin bir veya birkaç odasında gerçekleştiriyor ya da gerçekleştirecek olması gerekmektedir. Bu kredinin amacı; yeni bir işyeri açarak mal ve hizmet üretiminde ya da ticari faaliyette bulunacak gençlere finansman imkânı sağlayarak onları teşvik etmektir.

Kadınların banka kredilerinden yararlanmamalarının en önemli sebebi nedir?

Kadınların banka kredilerinden yararlanmamalarının en önemli sebebi; krediye teminat olarak gösterecek varlıklarının olmamasıdır. Ayrıca kadın girişimcilerin kredi kaynakları hakkında bilgilendirilmesinin eksik oluşu da önemli bir engeldir.

Bu kredilerin etkililiğinin sağlanması için kredi miktarlarının yükseltilmesi, teminat koşullarının hafifletilmesi ve kredi verilen alanların genişletilmesi gerekmektedir. Bankalar, kendilerinden kredi alarak iş kuran, geliştiren, başarılı kadınları kamuoyuna tanıtmalıdırlar. Bu durum yeni iş ku­racaklar için güdüleyici bir yaklaşım olacaktır.

Örgütlenme

Girişimci kadınların birbirlerine destek verebilecekleri bir örgüt modelinin Türkiye’de geliştirilmemiş olduğunu söyleyebiliriz. Kadın girişimciliğin istenilen düzeye gelebilmesinde dayanışma ve örgütlenmenin rolü büyüktür. Örgütlenme hem mevcut hem de potansiyel kadın girişimciler için vazgeçilmez bir faaliyettir. Örgütsüz çalışma harcanan emeğin karşılıksız kal­masına, gelir kaybına ve piyasaya uyum sağlamada zorluk çekilmesine neden olur.

Örgütlenme nasıl gerçekleştirilir ve sağlayacağı yararlar nelerdir?

Dünya’daki örnekler kendi hesabına çalışan kadınlar arasında örgütlenmenin kooperatifler veya birlikler kurarak gerçekleştiğini göstermektedir. Başlangıç aşaması “kooperatifleşme” en zor aşama olarak görülmektedir. Çünkü kadın girişimciler birbirinden çok kopuk bir gruptur. Bu yüzden örgütlenmede ilk adım, aynı alanda faaliyet gösteren kadınları birbirlerinden haberdar etmektir.

Girişimci kadınlar arasında gerçekleştirilecek bir örgütlenmede amaç ve hedefler şunlar olabilir;

♦♦♦ Girişimci kadınların karşılaştıkları sorunları belirlemek, çözüm önerileri geliştirmek,

♦♦♦ Kredi sağlama konusunda yardımcı olmak,

♦♦♦ Satış ve pazarlama ile ilgili sorunların çözümüne yardımcı olmak.

♦♦♦ Kuruluş yeri seçiminde yardımcı olmak,

♦♦♦ Yeni iş kurmak isteyen kadınlara yol göstermek, bilgi vermek,

♦♦♦ Diğer kadın örgüt ve gruplarıyla bağlantıyı sağlamak,

♦♦♦ Uluslararası platformda Türk girişimci kadınını temsil etmek, bu amaçla kurulmuş uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak ve görüş alışverişinde bulunmaktır.

Yorumlar

Your email address will not be published.

UA-56269696-1